Corporate / Plaza Jargonlarını Öğren
Kurumsal ofis jargonu ve plaza dili
Kullanım Sıklığı
●●●●● Çok Sık Kullanılanlar - Bunları mutlaka bilin!
Detay
Ayrıntı, teferruat, ince nokta
İş dünyasında sürekli kullanılan 'ayrıntı' kelimesinin modernleşmiş hali; genelde önemli gibi gösterilen ama aslında basit şeyler için kullanılır
ASAP
KISALTMAAs Soon As Possible - En kısa sürede, mümkün olan en hızlı şekilde
Acil, hemen yapılması gereken iş. Genellikle 'bu işi öncelikle yap' demek için kullanılır ama bazen abartılı aciliyet hissi yaratabilir.
VIP
KISALTMAVery Important Person - Çok önemli kişi anlamında kullanılan kısaltma
Özel muamele gören, ayrıcalıklı konumda olan kişi veya böyle bir statüye sahip olmak
IK
KISALTMAİnsan Kaynakları (Human Resources) departmanının kısaltması
Şirketteki işe alım, maaş, izin, performans değerlendirmesi gibi personel işleriyle ilgilenen departman. Genelde çalışanların hem en çok ihtiyaç duyduğu hem de bazen kaçındığı birim.
CRM
KISALTMACustomer Relationship Management - Müşteri İlişkileri Yönetimi
Şirketlerin müşteri verilerini topladığı, takip ettiği ve satış süreçlerini yönettiği sistem. Genelde satış ekiplerinin 'CRM'e girmeyi' unuttuğu ve pazarlama ekiplerinin sürekli analiz yaptığı platform.
R&D (AR-GE)
KISALTMAResearch and Development - Araştırma ve Geliştirme
Şirketlerde yenilik yapan, gelecek ürünleri tasarlayan departman. Genelde en yaratıcı ve özgür çalışma ortamına sahip ekip.
FYI
KISALTMAFor Your Information - Bilginiz olsun, haberdar olmanız için
Sana bilgi veriyorum ama bir şey yapmanı beklemiyorum, sadece bil diye söylüyorum
ROI
KISALTMAReturn on Investment - Yatırım getirisi oranını gösteren finansal metrik
Bir yatırımdan ne kadar para kazandığını ölçen oran. Corporate dünyada her şeyin ROI'sini hesaplama takıntısı var.
CFO
KISALTMAChief Financial Officer - Finans Direktörü
Şirketin parasına bakan en üst düzey finans sorumlusu, bütçeyi kontrol eden kişi
CEO
KISALTMAChief Executive Officer - Bir şirketin en üst düzey yöneticisi, icra kurulu başkanı
Şirketin tepesindeki adam/kadın, büyük patron, karar veren kişi. Bazen alaycı şekilde 'kendini CEO sanan' tarzında da kullanılır.
pr
KISALTMAPublic Relations - Halkla İlişkiler, kurumların imajını yönetme ve tanıtım faaliyetleri
Şirketin/kişinin imajını parlatmak için yapılan her türlü reklam, tanıtım ve medya faaliyeti
Ecosystem
Birbirine bağlı çeşitli kuruluşların (şirketler, müşteriler, tedarikçiler, geliştiriciler vb.) karşılıklı fayda sağlamak için birlikte çalıştığı karmaşık bir iş ağı.
Çok sayıda paydaşın olduğu, 'herkesin bir şekilde birbirine bağlı olduğu büyük bir aile' denilen ama aslında herkesin kendi çıkarını kolladığı iş ortamı.
Agile
Çevik, esnek, tekrarlamalı ve değişime hızlı adapte olabilen bir proje yönetim veya iş yapış metodolojisi.
Sürekli planları değiştirip, herkesin sürekli 'daha hızlı' çalışmasını beklemek ama 'esnek' olduğunu iddia etmek; bazen kaosu gizlemenin yolu.
●●●●○ Sık Kullanılanlar - Günlük işlerde karşılaşırsınız
Red zone
Sporda gol çizgisine yakın kritik bölge; genel kullanımda yüksek risk taşıyan alan veya durum
Çok dikkatli olman gereken, riskli ve tehlikeli alan. Ya çok büyük kazanç elde edersin ya da büyük kayıp yaşarsın.
Aktüel
Güncel, şimdiki zamana ait, mevcut
Şu anki durum, en son hali, güncel olan şey - genelde haberler, durumlar veya bilgiler için kullanılır
Aksettirmek
Bir durumu, rakamı veya bilgiyi belgede, raporda veya tabloda göstermek, yansıtmak
Genelde resmi evraklarda 'bu rakam şurada gözükecek' demek. Mali müşavirlerin, muhasebecilerin ve avukatların sürekli kullandığı kelime.
Aidiyet
Bir kişinin kendisini belirli bir grup, kurum, topluluk veya yere ait hissetme duygusu ve bu bağlılığın psikolojik boyutu
İş yerinde, okulda ya da herhangi bir toplulukta 'burası benim yerim, ben buralıyım' hissi yaşama durumu
Asgari
En az, en düşük, minimum düzeyde olan
Genelde maaşlar, ödemeler ve standartlar için kullanılan 'en düşük kabul edilebilir seviye' anlamında resmi terim
Çerçeve
Bir resim, ayna vb.nin etrafını çeviren süslü kenarlık; sınır, hudut
İş dünyasında 'framework' anlamında kullanılan terim. Bir projenin, sürecin veya yaklaşımın temel yapısını, metodolojisini ifade eder
Denetim
Bir kurum, sistem veya işleyişin belirlenen kurallara uygunluğunu kontrol etme süreci
Üst makamın gelip her şeyi didik didik incelediği, herkesin ter döktüğü resmi kontrol süreci. Sıradan kontrolden farklı olarak daha ciddi ve sonuçları olan bir süreç.
Devir
Bir şeyin el değiştirmesi, nakledilmesi veya dönem anlamında genel Türkçe kelime
Genellikle gayrimenkul, araç, hisse senedi gibi varlıkların alım-satımında 'hızlı devir', 'yavaş devir' şeklinde kullanılır. Ayrıca iş dünyasında personel devir hızı için de kullanılır.
Panorama
Geniş bir alanın tek bakışta görülebilen manzarası, çok geniş resim
Bir konunun, projenin veya durumun genel görünümü, büyük resim, tüm detayları kapsayan bakış açısı
NP
KISALTMANo Problem - Sorun yok, problem değil anlamında kullanılan İngilizce kısaltma
Sorun değil, önemli değil, rica ederim anlamında kullanılan pratik kısaltma
TBA
KISALTMATo Be Announced - Daha sonra duyurulacak
Henüz kesinleşmemiş olan tarih, kişi, yer veya detayların yerine kullanılan kısaltma. 'Daha sonra açıklanacak' demek.
TBD
KISALTMATo Be Determined/Decided - Belirlenecek, karara bağlanacak
Henüz karar verilmemiş, daha sonra halledilecek bir şey için kullanılan kısaltma
OOO
KISALTMAOut of Office - ofis dışında, işyerinde olmama durumu
E-postada otomatik yanıt kurmuş, toplantıda yokum, izindeyim demek. Genelde 'OOO mesajı kur' şeklinde kullanılır.
EOW
KISALTMAEnd of Week - Haftanın sonu
Cuma günü iş bitimine kadar, hafta sonuna kadar anlamında kullanılan iş jargonu
EOD
KISALTMAEnd of Day - İş günü sonuna kadar
Bugün iş bitene kadar, gün sonu itibariyle. Genellikle bir işin teslim tarihi veya deadline'ı belirtmek için kullanılır.
SOP
KISALTMAStandard Operating Procedure - Standart İşletim Prosedürü
Şirketteki her işin nasıl yapılacağını adım adım anlatan, genelde kimsenin okumadığı ama herkesin 'SOP'a uygun yaptığını iddia ettiği prosedür dökümanları
POC
KISALTMAPoint of Contact - İrtibat kişisi, sorumlu kişi
Bir konuda muhatap olunacak, başvurulacak kişi. 'Bu işle ilgili POC kimmiş?' derken, 'kime soracağız, kim hallediyor bunu?' demek istiyorsun.
WIP
KISALTMAWork in Progress - Devam eden iş/çalışma
Henüz bitmemiş, üzerinde çalışmaya devam edilen iş, proje veya görev. 'Daha yapmadım ama yapıyorum' anlamında kullanılır.
SWOT
KISALTMAStrengths, Weaknesses, Opportunities, Threats - Güçlü yönler, Zayıf yönler, Fırsatlar, Tehditler analizi
İş planı yaparken 'biz ne yapabiliriz, neyi beceremeyiz, nerede şansımız var, nereden yenilir' diye düşünme yöntemi
NDA
KISALTMANon-Disclosure Agreement - Gizlilik Anlaşması
Şirketlerde 'ağzından çıkacak her şeye dikkat et, bizim sırlarımızı kimseye söyleme yoksa dava yeriz' anlaşması
ERP
KISALTMAEnterprise Resource Planning - Kurumsal Kaynak Planlama sistemi
Şirketlerin tüm süreçlerini tek bir yazılımda toplamaya çalışan ama genelde karmaşık ve kullanıcı düşmanı olan sistem
MOU
KISALTMAMemorandum of Understanding - Mutabakat Zaptı/Muhtırası
İki taraf arasında resmi sözleşme öncesi yapılan 'şimdilik anlaştık ama detayları sonra konuşalım' belgesi
LOI
KISALTMALetter of Intent - İki taraf arasında bir anlaşma yapmak için ön niyet beyanını içeren belge
Henüz kesin anlaşma yapmadan önce 'biz bu işi yapmak istiyoruz' diye resmi olarak bildirme belgesi
HQ
KISALTMAHeadquarters - Genel merkez, ana karargah
Şirketin ana ofisi, büyük kararların alındığı merkezi lokasyon. Genelde 'yukarıdan' gelen direktifleri kastederken kullanılır.
P&L
KISALTMAProfit and Loss - Kar ve Zarar tablosu, şirketin belirli bir dönemdeki gelir ve giderlerini gösteren finansal rapor
Şirketin para kazanıp kazanmadığını gösteren en önemli rapor. Patronların ve yatırımcıların en çok merak ettiği sayılar burada.
JIC
KISALTMAJust In Case - Ne olur ne olmaz, ihtiyaten
Her ihtimale karşı, bir şey olup olmayacağı belli değil ama hazırlıklı olmak için yapılan bir hareket
TIA
KISALTMAThanks In Advance - Şimdiden teşekkürler
E-mail, forum veya mesajlarda yardım isterken kibarca şimdiden teşekkür etmek için kullanılan kısaltma
RFO
KISALTMARequest for Offer/Quotation - Teklif talebi, tedarikçilerden fiyat ve hizmet teklifleri istemek için kullanılan resmi süreç
Şirketlerin 'Kim bize en ucuz yapar?' diye sorup tedarikçileri birbirine kırdırdığı süreç. Herkes en iyi teklifini verir, sonunda genelde en ucuz olan kazanır.
SM
KISALTMASocial Media - Sosyal Medya
Instagram, Twitter, TikTok gibi sosyal medya platformlarının tamamını kapsayan genel terim
CMO
KISALTMAChief Marketing Officer - Pazarlama Direktörü/Genel Müdürü
Şirketin pazarlama stratejisinden sorumlu en üst düzey yönetici, markanın yüzü
COO
KISALTMAChief Operating Officer - Şirketin günlük operasyonlarından sorumlu üst düzey yönetici
Şirkette CEO'dan sonra gelen, her şeyin döndüğü operasyon kralı/kraliçesi
MR
KISALTMAMeeting Requests - Toplantı talepleri
E-posta kutusunu dolduran, çoğu zaman gereksiz toplantı davetleri. Ofis hayatının kaçınılmaz bir parçası olan 'toplantı bombardımanı'
Employee Experience (EX)
Bir çalışanın işe alımından ayrılışına kadar tüm kariyeri boyunca bir şirketle yaşadığı deneyimlerin toplamı.
Çalışanın 'mutlu' olması için maaş dışında yapılan her şey; ofis ortamı, sosyal aktiviteler, gelişim fırsatları.
Customer Journey
Bir müşterinin bir ürün veya hizmetle ilk temasından satın alma sonrası etkileşimlere kadar geçirdiği tüm süreç.
Müşterinin 'nasıl tavlayabiliriz'den, 'satışı yaptıktan sonra da peşini bırakmayalım'a kadar tüm yolculuğu.
Gamification
Oyun mekaniklerini ve tasarım prensiplerini oyun dışı bağlamlarda (iş, eğitim, pazarlama vb.) motivasyonu ve etkileşimi artırmak amacıyla kullanma.
Çalışanlarınızı, müşterilerinizi veya öğrencilerinizi rozetler, puanlar ve liderlik tablolarıyla 'oyuncuya' dönüştürüp, yapmaları gereken şeyi eğlenceli hale getirme girişimi.
Growth Hacking
Hızlı ve ölçeklenebilir büyüme elde etmek için yaratıcı, düşük maliyetli pazarlama ve ürün geliştirme stratejileri kullanmak.
Büyük bütçeler harcamadan, kurnaz ve genellikle dijital yöntemlerle müşteri ve gelir kazanma sanatı.
DEI (Diversity, Equity, Inclusion)
KISALTMAÇeşitlilik (Diversity), Eşitlik (Equity) ve Kapsayıcılık (Inclusion) ilkelerinin kurum kültürüne entegre edilmesi.
Şirketin 'biz ne kadar modern ve adil bir şirketiz' mesajını vermesini sağlayan, bazen sadece görselden ibaret olan yeni İK trendi.
Data-Driven
Karar alma süreçlerinin sezgi veya kişisel görüşlerden ziyade veri analizi ve içgörülerle desteklenmesi.
Herhangi bir karar almadan önce 'Excel'de grafiğini görelim' denilen durum.
Return to Office (RTO)
KISALTMAUzaktan çalışma veya hibrit çalışma modelinden tam zamanlı ofis ortamına geri dönüş politikası.
Evden çalışmanın rahatlığını bırakıp, trafikte zaman kaybederek sabahları ofise gelme zorunluluğu.
Disruption
Bir endüstriyi, pazarı veya iş modelini kökten değiştiren yenilikçi bir ürün, hizmet veya teknoloji.
'Her şeyi altüst eden, ezber bozan bir fikir' demenin havalı ve bazen abartılı hali; genellikle startup'ların büyük şirketleri tehdit etmesi durumunda kullanılır.
Friction
Bir süreçte veya sistemde karşılaşılan direnç, engeller veya zorluklar.
'İşler neden yavaş ilerliyor?' sorusunun teknik ve soğuk cevabı; 'takılmalar' veya 'tıkanıklıklar' demenin kurumsal yolu.
Upskill / Reskill
Upskill: Mevcut işinde daha iyi olmak için yeni beceriler öğrenmek. Reskill: Yeni bir iş için tamamen farklı beceriler öğrenmek.
'İşsiz kalmamak için yeni şeyler öğrensen iyi olur' veya 'Çalışanlarımızı modernize ediyoruz' demenin kibar yolu; genellikle yeni teknolojilere adaptasyon için söylenir.
Churn
Müşteri kaybı oranı; belirli bir dönemde ürün veya hizmeti kullanmayı bırakan müşteri sayısı.
'Müşterilerimiz kaçıyor!' demenin, finansal raporlarda daha az dramatik duran hali; aslında bir şirketin en büyük kabuslarından biri.
Retention
Müşterileri veya çalışanları elde tutma, sadakatlerini sağlama yeteneği.
'Müşterilerimizi/çalışanlarımızı kaybetmemek için ne yapıyoruz?' sorusunun profesyonelce ifade edilişi; genellikle uzun vadeli planlamayı içerir.
SME
KISALTMASubject Matter Expert (Konu Alanı Uzmanı). Belirli bir konu alanında derinlemesine bilgi ve deneyime sahip uzman kişi.
'Konuyu gerçekten bilen birini bulalım' demek yerine kullanılan, daha resmi terim; genellikle toplantıya çağrılan ama az konuşan kişi.
Ramp up
Bir faaliyeti, üretimi veya beceriyi hızla artırmak, geliştirmek veya başlatmak.
'Daha hızlı ol, çabuk öğren, hemen başla' demenin kibar ve kurumsal yolu; genellikle acil durumlar için kullanılır.
Deck
Genellikle bir sunum için hazırlanmış slayt destesi (PowerPoint, Keynote vb.).
'Bana o sunumu yolla' demenin havalı yolu; çoğu zaman fazla slayttan oluşan bir raporun diğer adı.
Buy-in
Bir fikir, proje veya plana başkalarının onayını ve desteğini almak, benimsemelerini sağlamak.
'İnsanları benim fikrimi kabul etmeye ikna ettim' demenin kurumsal hali; bazen sadece yöneticileri razı etmek anlamına gelir.
Blended (work/model)
Karma çalışma modeli; ofis ve uzaktan çalışmanın bir kombinasyonu.
Hem ofise gelip trafik çekmek, hem de evden çalışıp sürekli online olmak zorunda kalmak; genellikle 'esneklik' adı altında daha fazla mesaiye yol açar.
Pain Point
Bir müşterinin, kullanıcının veya bir sürecin karşılaştığı belirli bir sorun, zorluk veya rahatsızlık.
'Müşterinin canını sıkan şey ne?' sorusuna verilen, daha havalı ve analitik yanıt; sorun tespiti için kullanılır.
Burnout
Tükenmişlik sendromu. Aşırı iş yükü, stres veya tatminsizlikten kaynaklanan fiziksel ve zihinsel yorgunluk durumu.
'Çok çalışmaktan bittim, tükenmiş durumdayım' demenin kurumsal ve meşrulaştırılmış hali; genellikle şirketlerin yoğun iş temposuna bir bahane.
Digital Transformation (DX)
KISALTMADijital Dönüşüm. Dijital teknolojilerin iş süreçlerini, kültürünü ve müşteri deneyimlerini temelden değiştirmek için entegre edilmesi.
'Eski usul iş yapmayı bırakıp, teknolojiye yatırım yaptık' demenin havalı yolu, bazen sadece yeni yazılımlar almakla sınırlı kalan bir süreç.
MVP
KISALTMAMinimum Viable Product (Minimum Uygulanabilir Ürün). Bir ürünün geliştirilebilecek en temel, çekirdek özelliklere sahip, ancak yeterli değer sunan ilk versiyonu.
'Bunu bir an önce bitirelim, çalışsın yeter' diyerek piyasaya sürülen, eksik ama 'ileride geliştiririz' denilen ürün veya özellik.
GTM
KISALTMAGo-to-Market (Piyasaya Çıkış). Bir ürün veya hizmeti piyasaya sürmek için uygulanan strateji ve eylem planı.
Ürünü/hizmeti nasıl satacağınıza dair süslü bir isim; aslında temel bir pazarlama planı.
KPI
KISALTMAKey Performance Indicator (Anahtar Performans Göstergesi). Bir hedefe yönelik başarıyı ölçen kritik değer veya metrik.
Ne kadar iş yaptığını, ne kadar önemli olduğunu göstermek için kullanılan ölçütler; bazen sadece rakamları süslemek için kullanılır.
OKR
KISALTMAObjectives and Key Results (Hedefler ve Anahtar Sonuçlar). Belirli hedefleri tanımlayan ve bu hedeflere ulaşmadaki ilerlemeyi ölçen bir hedef belirleme metodolojisi.
Yönetimin çalışanlara performans baskısı kurma, ancak havalı duran bir hedef belirleme metodolojisi; sıklıkla yanlış anlaşılır ve uygulanır.
Async
KISALTMAEşzamanlı olmayan, farklı zamanlarda yapılan veya tamamlanan iş. Genellikle toplantısız, bağımsız çalışma.
Şimdi rahatsız etme, sonra bakarım/yaparım' demenin kurumsal yolu; özellikle uzaktan çalışmada toplantı bağımlılığını azaltma çabası.
Thought Leader
Kendi alanında yenilikçi fikirler üreten, sektöre yön veren ve başkalarına ilham veren kişi.
Sürekli LinkedIn'de 'derin' ve 'vizyoner' paylaşımlar yapan, ancak genellikle çok da yeni bir şey söylemeyen kişi.
Quick Win
Hızlıca elde edilebilecek, kısa sürede somut sonuçlar veren küçük başarılar veya projeler.
Büyük ve karmaşık sorunları çözemeyince, göz boyamak ve 'bir şeyler yapılıyor' algısı yaratmak için yapılan küçük işler.
Empowerment
Çalışanlara yetki, sorumluluk ve karar verme gücü vererek onları güçlendirmek.
Çalışanlara daha çok iş yüklemek, ama olası bir başarısızlık durumunda sorumluluğu da onlara yıkmak.
Mindset
Belirli bir konuya veya duruma karşı sahip olunan düşünce yapısı, zihniyet veya inançlar bütünü.
Bir soruna yaklaşım şekli; genellikle değişmesi istenen veya 'doğru' kabul edilen düşünce kalıbı.
Key Takeaway
Bir toplantı, sunum veya metinden çıkarılması gereken ana fikir, en önemli sonuç veya öğrenim.
Toplantı bittiğinde ne özetleyeceğini veya patrona ne rapor edeceğini bulmaya çalışmak.
Roadmap
Bir projenin, ürünün veya stratejinin zaman içindeki planını, hedeflerini ve aşamalarını gösteren yol haritası.
Genellikle uyulmayan, sürekli değişen, ama varlığıyla 'planlı' görünüm veren uzun vadeli plan.
Ping
Birine kısa bir mesajla ulaşarak dikkatini çekmek, bir konuda bilgilendirmek veya yanıt istemek.
Birine gereksiz yere rahatsız edici bir bildirim göndermek; 'bak ben sana yazdım' demek.
Walk Through
Bir süreci, sistemi veya konuyu adım adım açıklamak, detaylıca göstermek.
Birine daha önce anlatılan veya kolayca anlaşılabilecek bir şeyi tekrar baştan ve 'zahmetle' anlatmak zorunda kalmak.
Brainstorm
Bir grup içinde serbestçe fikir üretmek, yaratıcı çözümler bulmak amacıyla yapılan fikir fırtınası.
Genellikle sonucunda somut bir şeye ulaşılamayan, bol kahve ve atıştırmalık eşliğinde yapılan, herkesin bir şeyler söylediği bir toplantı.
Actionable Insights
Verilerden elde edilen ve üzerine somut adımlar atılabilecek, uygulanabilir çıkarımlar.
Sadece veri ve rapor sunmakla kalmayıp, bir de ne yapılması gerektiğini söylemek zorunda olmak, 'amaçsız veri' eleştirisinden kaçınma çabası.
Stakeholder
Bir proje, şirket veya karardan etkilenen veya çıkarı olan kişi, grup veya kurum.
Projeye karışan herkes; her fikrine saygı duyulması gereken 'önemli' kişiler listesi.
Opt-in / Opt-out
Bir hizmete, bültene veya etkinliğe kaydolmayı/katılmayı seçmek (opt-in) veya vazgeçmek/çıkmak (opt-out).
Genellikle otomatik olarak bir şeye dahil olup sonra çıkış yolu aramak veya tam tersi.
On the same page
Bir konu hakkında aynı bilgiye, anlayışa ve görüşe sahip olmak.
Bir toplantı sonunda herkesin gerçekten aynı şeyi anladığından emin olmaya çalışmak (genellikle de olmuyor).
Leverage
Bir şeyi avantaj olarak kullanmak, mevcut kaynakları veya durumları en iyi şekilde değerlendirmek.
Bir şeyi kendi çıkarına veya projenin faydasına manipüle etmek; bir durumdan azami ölçüde faydalanmak.
Pivot
Bir iş modelinin, stratejisinin veya ürünün ana yönünü önemli ölçüde değiştirmek.
Bir fikir veya proje tutmayınca, hemen başka bir şeye yönelmek; genellikle başarısızlığı gizlemek için kullanılır.
Align (olmak)
Fikir birliğine varmak, aynı hizada olmak, uyumlu olmak.
Yönetimin veya üst düzey birinin istediği şeye, içten gelmese de katılmak zorunda kalmak.
Low-hanging fruit
Kolayca elde edilebilecek, az çabayla büyük sonuçlar vaat eden hedefler veya fırsatlar.
Çok uğraşmadan hemen yapabileceğimiz, göze hoş gelen işler; genellikle asıl sorunları çözmeyen küçük adımlar.
Holistic Approach
Bir konuyu veya sorunu bütünsel, tüm yönleriyle ve bağlantılarıyla ele alan yaklaşım.
Detaylara girmeden, genel bir bakış açısıyla bakıyormuş gibi yaparak karmaşıklığı basitleştirme veya göz ardı etme çabası.
Bandwidth
Bir görevi veya projeyi tamamlamak için sahip olunan zaman, enerji veya kapasite.
O işi yapmaya vaktim yok / o işi yapmak istemiyorum, ya da yetersiz kaynaklara sahibim.
Deep Dive
Bir konuyu detaylı incelemek
Uzun ve sıkıcı bir toplantı daha
Synergy
İki veya daha fazla öğenin birlikte çalışarak daha büyük bir etki yaratması
Toplantıda havalı görünmek için kullanılan anlamsız buzzword
●●●○○ Orta Sıklıkta - Düzenli olarak duyarsınız
Angarya
Osmanlı İmparatorluğu'nda halkın devlet için bedelsiz olarak yapmak zorunda olduğu iş; zorunlu hizmet
Kimsenin yapmak istemediği ama birinin yapmak zorunda olduğu, sıkıcı, zahmetli iş. Genelde patronun verdiği anlamsız görevler için kullanılır.
Alakadar
İlgili, bağlantılı, alakalı olan
Bürokratik dilde 'ilgili' demek için kullanılan, biraz fazla resmi ve jargonlaşmış ifade. Genelde yazışmalarda ve resmi konuşmalarda tercih ediliyor.
Mibzer
Tohum ekme makinesi, tarımda tohumları düzenli aralıklarla ve belirli derinlikte toprak içine yerleştirmek için kullanılan tarım makinesi
Çiftçinin en önemli yardımcısı, tohumları tek tek elle ekmek yerine makineyle düzenli bir şekilde eken tarım aleti
Tekmil
Tam, eksiksiz, bütün
Her şey dahil, hiçbir eksiği olmayan, tam tamına böyle
Nüfuz
Etki, güç, otorite sahibi olma durumu
Sistem içinde söz sahibi olma, arkası olan, torpili bulunan kişinin sahip olduğu güç
FWIW
KISALTMAFor What It's Worth - Ne kadar değerli/önemli bilmiyorum ama anlamında kullanılan İngilizce kısaltma
Benim söylediğim çok önemli olmayabilir ama yine de paylaşayım dedim anlamında kullanılır, genelde görüş belirtmeden önce
JSYK
KISALTMAJust So You Know - Sadece bilgin olsun diye
Birini bilgilendirirken kullanılan kibarca uyarı, 'haberin olsun' anlamında
Net Promoter Score (NPS)
KISALTMABir şirketin müşteri sadakatini ve memnuniyetini ölçmek için kullanılan bir yönetim aracı. 'Müşterilerimiz bizi başkalarına tavsiye eder mi?' sorusuna verilen yanıtlarla hesaplanır.
Müşterilere 'bizi arkadaşlarınıza tavsiye eder misiniz?' diye sorup, verilen puanlara göre şirketin ne kadar 'sevildiğini' ölçme yöntemi.
Human-Centric Design
Ürün, hizmet veya sistem tasarlarken, son kullanıcının ihtiyaçlarını, davranışlarını ve hedeflerini merkeze alan bir yaklaşım.
Geliştirdiğimiz her şeyi, 'kullanıcı ne ister, ne hisseder' diye düşünerek tasarlamak, böylece müşteri memnuniyetini artırmak (ve satışı garantilemek).
Culture Add
Bir adayın mevcut şirket kültürüne benzemek yerine, farklı bakış açıları, deneyimler ve değerler katarak kültürü zenginleştirmesi.
'Culture Fit'in daha şık ve kapsayıcı versiyonu; yani bizden olmasa da bize farklılık katacak biri olsun.
Quiet Firing
Bir çalışanı doğrudan işten çıkarmak yerine, ona terfi, gelişim fırsatları veya geri bildirim vermeyerek, iş yükünü azaltmayarak veya dışlayarak istifaya zorlama.
Çalışanı kovmak yerine, 'sana kapıyı gösteriyoruz ama sen anlamıyorsun' diyerek, çalışanın kendi isteğiyle gitmesini sağlamak.
Digital Dexterity
Çalışanların yeni ve mevcut teknolojileri işlerinde kullanma, anlama ve bunlara adapte olma becerisi.
Yeni bir yazılım çıktığında 'ben yapamam' demek yerine 'öğrenirim' diyen, teknolojiye yatkın çalışan.
Hyper-personalization
Müşterinin gerçek zamanlı davranışlarını, tercihlerini ve geçmiş etkileşimlerini kullanarak son derece kişiselleştirilmiş ürün, hizmet veya içerik sunumu.
O kadar kişiye özel bir deneyim sunmak ki, müşteri 'beni nasıl bu kadar iyi tanıyorlar?' diye şaşırsın (veya biraz ürksün).
Future-Proofing
Bir sistemi, süreci veya iş modelini gelecekteki değişikliklere, yeniliklere veya olası şoklara karşı dayanıklı hale getirmek.
Bugün yapılan bir yatırımın/kararın yarın 'eski' kalmamasını sağlamak, bu da genelde daha fazla bütçe anlamına gelir.
Employer Branding
Bir şirketin mevcut ve potansiyel çalışanları için cazip bir işveren imajı yaratma ve sürdürme süreci.
İş ilanına 'genç ve dinamik ekip arıyoruz' yazmaktan, 'Google gibi şirketiz' imajı vermeye çalışmak.
Great Resignation
Özellikle COVID-19 pandemisi sonrası, işgücünün önemli bir kısmının mevcut işlerinden ayrılmasıyla karakterize edilen ekonomik bir trend.
Pandemi sonrası ofis politikaları ve düşük maaşlardan sıkılan binlerce çalışanın toplu istifası.
Quiet Quitting
İş tanımında belirtilen minimum görevleri yerine getirerek işe olan bağlılığı azaltmak, fazladan çaba göstermemek ve iş-yaşam dengesini korumak.
Aslında istifa etmeden, sadece maaşın karşılığını vermeye odaklanıp fazladan bir şey yapmayarak 'içinden istifa etmek'.
Uplift
Bir şeyin değerinde, performansında veya etkisinde görülen artış/yükseliş.
Sayılarımızda 'iyileşme' oldu demenin havalı yolu; özellikle satış veya dönüşüm oranları için kullanılır.
Granular
Çok detaylı, ayrıntılı, en küçük parçalarına kadar incelenmiş.
Gereksiz yere çok küçük detaylara girerek konuyu anlamsızlaştırmak veya karmaşıklaştırmak.
Circle Back
Bir konuya daha sonra tekrar dönmek
Şu an cevap vermek istemiyorum, belki unuturum
●●○○○ Ara Sıra Kullanılanlar - Bazen karşılaşırsınız
Metaverse Strategy
Bir şirketin, sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik ve blok zinciri teknolojilerini kullanarak oluşturulan 'metaverse' evrenindeki varlığını, etkileşimlerini ve ticari faaliyetlerini planlaması.
Sanal bir evrende toplantı yapma, ürün satma veya 'NFT' koleksiyonu çıkarma fikri; henüz tam olarak ne işe yaradığı belli olmasa da yatırımcıya 'modern' görünme çabası.